Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgBu köşede tam 6 yıl önce 16 Aralık 2013 de kaleme aldığım “Kireç Sanayi ve Terzibaşıoğlu” başlıklı yazımda “Muğla Kireç Sanayi’nin bacalarından biri 'Pembe Ana' öteki 'Şemsi Ana' adını taşımaktadır. O isimleri orada yaşatmaya devam etmeliyiz. Yoksa sadece o tesise değil, oradan doğrudan ve dolaylı ekmek yiyen 100’lerce eve incir ağacı dikmiş oluruz…” ifadesinde bulunmuşum. Çünkü o günlerde AK Parti 22. Dönem Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu ortalıkta “Bu fabrika kapanmalı” diye dolaşıyordu.
Onun istediği oldu, 4 gündür 'Pembe Ana' ve 'Şemsi Ana' bacalarından duman tütmüyor.
İki mübarek insanın; uğruna tarihi saatlı kulenin yapıldığı ve kendisi bugün “Menteşe Devlet Hastanesi” olarak restore edilmekte olan hastaneyi yaptıran hayırsever 'Pembe Ana' ile Muğla'ya ilk su getiren 'Şemsi Ana'nın isimleri artık yaşatılamayacak...
Belki şimdi Seyfi bey yakında açılışı yapılacak olan Menteşe Devlet Hastanesi'ne “Pembe Ana Devlet Hastanesi” adının verilmesini sağlar... Belli mi olur...

xx xx xx
Tabi ortada bir bilgi kirliliği var. Dün Hamle'de konuyla ilgili yeralan haber ve benim yazım, Gazeteci Altar Zeyhan'ın geçen Salı günü paylaştığı “50 yıllık Muğla Kireç Sanayi mühürlendi” başlıklı haber ve aynı gün Muğla'nın internet gazetelerinden “Muğla Kent Gazetesi”nde “Menteşe Kaymakamlığı Danıştay Kararıyla Muğla Kireç Sanayi A.Ş’yi mühürledi” başlığı ile yeralan habere dayanılarak kaleme alındı.
Her iki haberde de “Seyfi Terzibaşıoğlu” adı geçmiyor. Geçseydi, “Terzibaşıoğlu, Pembe Ana ile Şemsi Ana'yı susturdu” başlığı atabilirdim. Hatta böyle bir haberin üst başlığı da “Artık ünü yurt dışına taşan 'Muğla Kireci' olmayacak... 100 kişi işinden olacak..” şeklinde olabilirdi. Elbette “Muğla havasına Terzibaşıoğlu temizliği” gibi bir başlık da düşünebilirdim...
Her iki haberde “Seyfi Terzibaşıoğlu” adı geçmediği gibi, bir başkasının adı da geçmedi... Sadece Muğla Kent Gazetesi'nin haberinde “bir grup vatandaş tarafından dava açılmıştı.” ibaresi yeraldı.
Elbette “Bir gurup vatandaşın açtığı dava sonucu Kireç Sanayi kapatıldı” diye de haber yapılmaz.. Üstelik bu başlıkla hiçbir iletişim öğrencisine diploma vermezler!
Altar Zeyhan haberini “Menteşe Kaymakamı Caner Yıldız ise yaptığı açıklamada mahkeme kararının uygulandığını dile getirdi.” diye noktalamış. “Mahkeme kararı” demek ki Altar kardeşimizde var... Bir şehrin kadim sanayi kuruluşunun kapısına kilit vuruluyor, kilidi vuran Muğla Basınına açıklama yapıp, “mahkeme kararını” dağıtmıyor! Anlaşılır gibi değil...

xx xx xx
Neyse biz haberin kaynağına ulaştık. Dava bir gurup vatandaş tarafından değil, bir yaylalı olan ve 22. Dönem Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu'na yakın olduğu belirtilen İsmail Babacık tarafından açılmış. İsmail Babacık'a ulaşamadık. Dünkü yazımı kaleme alırken Terzibaşıoğlu'na da ulaşamamıştık. Gazetecilikte “olmazsa olmaz” olan “5N, 1K”nın gerçekleşebilmesi, haberin haber olabilmesi için ise “K”ya ulaşmak şart... “K”, yani “kim?” sorusunun yanıtı “resmiyette” İsmail Babacık... Fakat dün Terzibaşıoğlu ile görüşebildik.
Kendisinin işçi düşmanı ilan edilmesine çok üzülmüş. “Ben bugüne kadar kimsenin ekmeği ile oynamadım. Bundan sonrada oynamam.” diyerek şöyle devam etti:
“Ben kireç sanayi kapansın demiyorum. Taşınsın diyorum. Şehrin orta yerinde kaldı. Havayı kirletmek, insan sağlığı ile oynamak müktesep hak olur mu? Bu tesis günde 60 bin litre atık yağ yakıyor. Tırla Denizli'den getiriyorlar. Ben Muğla'nın sağlığını düşünüyorum. Konunun benim orada konut üretip satmamla ilgisi yok. Hem orada 100 kişi yok, 25-30 kişi çalışıyor.”
Kendisinden davanın seyrini anlatmasını istedim. Konuşmak istemedi. “Muğla için dayanışma içinde olmalıyız. Muğla bu tesis için mi, tesis Muğla için mi kuruldu? Ayrıca konunun benim orada konut üretip satmamla ilgisi yok. Mesele Muğlalının zehir soluyup solumama meselesidir.” demekle yetindi.

xx xx xx
Gazetelerde yer alan haberlere göre, içinde Kalsipar Endüstriyel Hammaddeler ve Makine San. Tic. Ltd. Şti’ne ait Dolomit Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi ile Ayfa Beton Ltd. Şti’ne ait Hazır Beton Tesisinin de bulunduğu ifade edilen Muğla Kireç Sanayi A.Ş Kırma-Eleme Tesisi ve Kireç Üretim Fabrikası'nın kapatılması için “bir gurup vatandaş” tarafından Muğla 1. İdare Mahkemesinde dava açılmış.
“Tesislerin entegre biçiminde çalıştıkları, tüm faaliyetler için tek bir ÇED raporu hazırlatılması, kireç sanayinin etrafında yerleşim yerleri ve sit alanlarının bulunması atık petrol ve petrokak yakılmasına ilişkin izin ve lisansların iptal edilmesi, ÇED raporundaki bilgilerin yanıltıcı olduğu ve taahhütlere uygun davranılmadığından idari yaptırım uygulanması” istemiyle açılan davada, Muğla 1. İdare Mahkemesi üç tesisin entegre olarak değerlendirmesi ve entegre olarak ÇED raporu alınması gerektiği belirtilmiş ve kararda şu ifadelere yer verilmiş:
“kapasite artırımına gidilmesi, plan ile ağaçlandırılacak alan kullanımı kararı bulunan doğal güzelliklerin tahrip edilmesi ve ağaçlandırma olmaması, 1/100 000, 1/25 000, 1/5000 ve 1/2000 ölçekli plan kararları ile uyum göstermemesi nedeniyle tesise verilen iznin, tesise ilişkin mevcut durumda Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni plan notlarına, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, 'Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanuna muhalefet' nedeniyle tesise verilen iznin kamu yararına uygun olmadığı yönünde karar verdi.”

xx xx xx
Buarada “Rantçıların oyununa gelmeyelim” diye açıklama yapan Kireç Sanayi'nin eski Müdürü, Karabağlar Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği üyesi Mesut Gerçek, konuya müdahil oldu ve Terzibaşıoğlu ile ilgili ağır ithamlarda bulundu. O ihamları yarın ele alacağız, ama Terzibaşıoğlu hepsini reddetti, “Hukuki hakkım saklı.” dedi. Yaylalı olduğu belirtilen meçhul şahıs İsmail Babacık tarafından sessiz sedasız açılan davanın sürecini ise bir ikinci şahıstan dinledik.
Süreç 2013'te başlamış. Davada adı geçen “Kalsipar Endüstriyel Hammaddeler ve Makine San. Tic. Ltd. Şti” Kireç Sanayi tarafındam kurulmuş bir şirketmiş. Kireç Sanayi ile Kalpisar'ın ve Ayfa Beton'un ayrı ayrı ÇED raporları varmış. Ancak “davacı”, “Burası entegre bir tesis, entegre olarak ÇED alınması gerek” diyor. İdare Mahkemesi, ÇED raporlarını iptal etmiş. Tesiste yakıt olarak ilgili bakanlıktan alınan lisansla petrokok yakılmakta imiş. İdare Mahkemesi bu lisansı da iptal etmiş. Ayrıca tesisin çevresinde zeytinlik bulunduğu gerekçesiyle “kapasite arttıramayacağı” hükmüne varılmış ve tesisin çalışmasında “kamu yararı olmadığına” karar verilmiş.
Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “müktesep hak” gerekçesiyle karara itiraz ederek İzmir İstinaf Mahkemesi'ne başvurmuş. Burada bakanlığın itirazı yerinde bulunmuş, ama Danıştay, Muğla 1. İdare Mahkemesi'nin kararını onaylamış.
Danıştay kararı sonucu “Zeytin Yasasına muhalef” edildiğine, ağaçlandırılması gereken yerlerin ağaçlandırılmamış olmasına dikkat çekilen ÇED raporları ile yakıt lisansını iptal eden karar önceki gün Menteşe Kaymakamı Caner Yıldız tarafından uygulandı. Tesis mühürlendi...

xx xx xx
Buarada dün Türkiye Çimse İş Sendikası Denizli Şube Başkanı ve Türk-İş İl Temsilcisi Yakup Çetin Muğla'ya gelerek, Muğla Kireç Sanayi çalışanları ile birlikte tesis önünde basın açıklaması yaptı. “Fabrikamız kriz zamanında dahi işçisinin arkasında olan ve hiçbir işçisini mağdur etmeyen, sendikası olan kurumsal bir işletmedir.” diyen Çetin, yargıya sonsuz saygıları olduğunu, ancak
kararı adil bulmadıklarını belirterek şunları söyledi:
“Eski Milletvekilimiz Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu, Çevre Bakanlığı'na dava açmış. 20 yıla yakın bir süredir Çevre Yasalarına olan tüm yüküklülerini yerine getiren ve her iki fırınında iltreleri bulunan fabrikayız. Bu nedenle müktesep haklarımız bulunmaktadır. Ayrıca hemen yan tarafta 30 bin ağacı bulunan bir ormanımız bile var. Kaldı ki devletimiz ürtetim yapanın hep yanında oldu. Her türlü teşvik yapılırken, istihdam sağlayan bir fabrikayı kapatmak yerine eksiklri varsa yaptırımlar yapılarak eksikler giderilmesi sağlanabilir.Siz Muğlalılatdan STK'lardan ve tüm yerel basın ricamız bu oyunu bozun. Biz iş, aş ve ekmek istiyoruz.”

xx xx xx
Öteyandan konunun Hakimler ve Savcılar Kurulu'na (HSK) taşındığı öğrenilirken, davanın TAHKİM'e taşınması ihtimaline de dikkat çekildi. Kendisiyle görüştüğüm Kireç Sanayi A.Ş. Genel Müdürü Gökhan Arıcan ise, “Davanın tarafı değiliz, ama kararın muhatabı durumundayız. Tesisimiz 50 yıldır yasalar çrçevesinde üretim yapıyor ve bugüne kadar hiçbir nedenle uyarı veya ceza almış değiliz. Şaşkınız.” dedi.
Yarın devam edelim...
------------------------------ ------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: İyi iki anlama gelir: Birisi mutlak iyidir. Diğeri ise birisi için iyi olandır. -Aristoteles
ÇİVİ
Arkadaşım “Sıfır çekmeseler de baya düşük aldılar :) Bozdağ 72 almış, Ali İhsan Yavuz 74, Mahmut Tanal 75.” dedi.
Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin