Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgAK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Külliyeye giden CHP'li” iddialarına yanıt vererek, “Tamamen adrese teslim, parti içi rekabette rakiplerini yok etmeye yönelik kirli bir senaryo ile karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanımızdan özür dilenmeli” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da önceki gün gurup toplantısında, Kılıçdaroğlu'nu her zamanki gibi “yalancılıkla” suçlayarak, kendisinden, Muharrem İnce'den ve milletten özür dilenmesini istedi.
Kılıçdaroğlu'da her zamanki gibi Erdoğan'ı TV ekranlarında karşı karşıya gelmeye çağırdı. Erdoğan'ı, ayrıca CHP'yi karıştırmakla suçlayıp, “17 yıldır görevini yapmayanlara yeter artık diyeceğiz. 17 yıldır buradasın hangi derdimizi çözdün diyeceğiz. Halkla, sivil toplumla beraber ülkeyi yönetmek istiyoruz. Hangi partiden olursa olsun bütün vatandaşlarımın oyuna talibim. Bizlere kumpas kuruyorlar. İsterseniz Çin Seddi’ni getirin yıkıp geçeceğiz. Onlar sanıyorlar ki CHP, hemen geri adım atacak. Niye geri adım atalım. Haklıyız.” diye eleştirdi...

xx xx xx
Kaç gündür o dedi, bu dedi, tartışılıyor. Olup biteni bir de ben yazma niyetinde değilim. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dediği gibi ortada bir “orta oyunu” var. Neyini yazabilirim ki, her şey de yazıldı. Ben ancak sormak isterim, sorabilirim. Sokaktaki insanlarda soruyor.
Salı günü gurup toplantılarında yapılan konuşmaların ardından akşam haberlerinde FOX TV'de Fatih Portakal, “Konu kapanmıştır” dedi. Bence de Cumhurbaşkanı Erdoğan cephesinden kapanmıştır. CHP cephesinden kapanmış mıdır?
Bu orta oyununun başkahramanı Rahmi Turan herkesten özür diledi. CHP kurmaylarının da Erdoğan ve İnce bir yana milletten özür dilemesi gerekmiyor mu? Kendileri söylüyorlar, memleketin bin türlü derdi var, ama bize orta oyunu izletiyorlar...
Eğer Fatih Portakal'ın dediği gibi gurup konuşmaları ile konu kapandı ise kimin elinde ne kaldı?
“Biz bu boku neden yedik?” diye hep soruyorum. Bu sefer değiştirerek sorayım;
“Bu boku neden yediniz?”
Ben bu orta oyununun kolay sona ereceğini sanmıyorum. Muharrem İnce, Tuncay Özkan'ın kankası olduğu söylenen Gazeteci Talat Atilla'ya 3 kuruşluk, Sözcü'nün Başyazarı Rahmi Turan’a 5 kuruşluk dava açıyor. Belki de açtı.
Benim hala anlamakta zorluk çektiğim konulardan biri de şu; varsayalım Kılıçdaroğlu haklı ve bu orta oyunu “Saray” da yazıldı. Sözcü Gazetesi daha yeni Kılıçdaroğlu tarafından “armada” ilan edildi. Neredeyse “CHP'lilerin gazetesi” haline gelen bu “armada” bu “oyuna” nasıl alet oldu?
Elbette Sözcü “Külliyeye giden CHP'li” haberini yapmadı. Başyazarı yazdı. Ancak “ciddi gazeteler” de “yayın kurulu” vardır. Bir yerel gazete olmakla birlikte bizim Hamle'de de var.
Kaç gündür CHP'de deprem, ülke de sarsıntı yaşatan bir “olay” kaleme alınacak, bu yayın kurulunda konuşulmayacak, mümkün mü? “Havuz medyası” olmayan Sözcü “gayriciddi” bir yayın organı mı?

xx xx xx
Muharrem İnce, CHP'de “çete” olduğunu söylüyor. “Kumpası onlar yaptı. Bugün bana yaptıkları gibi yarın Kılıçdaroğlu'na da yaparlar” diyor. Bu çete ortaya çıkarılmadan bu konu kapanır mı? Sonra hakkında 5 kuruşluk dava açılacak olan Rahmi Turan asparagas haberine kaynak gösterdiği, hakkında 3 kuruşluk dava açılacak olan Talat Atilla, “Külliyeye giden CHP'li” haberinin kaynağını açıkladı mı?
Muharrem İnce bu kaynağın peşine düşerken, CHP kurmayları neden düşmüyorlar? O kaynak bulunmadan bu konu kapanır mı?
Sosyal medyada 23 Kasım'da “Ortaca Fısıltı” adında hesaptan yapılan paylaşıma eklenmişim. Paylaşımda “Kaynağım CHP'li.. Kaynak Talat Atilla.. Kaynak bilmem kim.. Bize ne kardeşim siyasi saçmalıklarınızdan. Termik Santralleri, İntiharları konuşun. 8 milyon işsizi konuşun. Milyonlarca antideprasan ilaç kullanan vatandaşı, Borcu için haciz gönderilecek 280.000 üniversite mezununu konuşun...” diye yazıyordu. Tepki haksız sayılmaz.
Ancak bu sorunların ve ötekilerinin konuşulup, çözülebilmesi için “temiz siyaset” gerekli. Temiz siyaset sorunun çözülmeden, öteki sorunları çözemezsiniz. Muharrem İnce sizi telefonla arayıp, “Birlikte kamuoyunun önüne çıkalım” diyor. Siz bu seslenişe kulak tıkayıp, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı televizyonda tartışmaya çağıracaksınız da ne olacak?

xx xx xx
CHP gerçekten bir kumpasla karşı karşıya olabilir. Kumpasın kaynağı CHP içinde de olmayabilir. Muharrem İnce'nin suçu ne? Kamuoyu önünde, TV ekranlarında konuşmak mı? Nerede konuşacaktı? Adam olay patlar patlamaz Kılıçdaroğlu'nu aramış. “Gel Muharrem...” deseydi, oturur konuşurlar, “krizi” birlikte yönetirlerdi... Krizin Muharrem İnce ile Kemal Kılıçdaroğlu tarafından birlikte yönetilmesi engellenmiş ve o engelleyenler İnce'nin “çete” dedikleri olabilir mi? Olabilir... Öyleyse bu konu nasıl kapanabilir?
Evet, soru çok...
Gazeteci Talat Atilla, “Haber kaynağımı, medya derimi yüzse, mahkemeler müebbet verse, bana saldıranlar alçaklıkta sınır tanımasa da açıklamayacağım…” diyor. Sizce bir gazeteci kendini kandıran yalan kaynağını nasıl açıklamayıp, böylesine bir koruma çabasına girişir? Talat Atilla kimi koruyor?
Kılıçdaroğlu da “CHP'yi karıştırmak isteyen devlet kurumu var” diyor. Peki, o kurumu neden açıklamıyor?
En önemlisi, Muharrem İnce, birisi “asparagas duayeni” iki gazeteciyi mahkemeye verirken Kılıçdaroğlu neden vermiyor?
Biz bu soruların yanıtını ararken, bir de komplo teorileriyle bilinen Erol Mütercimler'in Külliye’ye giden CHP’li yalanıyla ilgili olarak şu sözleri de dikkat çekici:
“Bu saatten sonra Kemal Bey'in karşısına kimse çıkamaz. Çıkan adamı da 'Erdoğan ile görüştü' diye suçlarlar. Erken seçim, erken alınmış. Öne alınmış, cumhurbaşkanı adayları konusu var. Herkes, kendisi de Ekrem İmamoğlu adaylık için gösteriliyor. İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı yolu kapalıdır. Hiç heveslenmesin, CHP'den cumhurbaşkanlığına olası bir aday olacaksa o kişi Mansur Yavaş'tır. Yani Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı'dır. Ama Kemal Bey'in gönlünde yatan kişi Mansur Yavaş değil, Abdullah Gül'dür”

xx xx xx
Mütercimler'in yorumuna henüz bir yanıt yok. Hem Kılıçdaroğlu'na, hem Erdoğan'a yakınlığı ile bilinen Abdülkadir Selvi'nin yorumu ise Mütercimler'den çok farklı ve şaşırtıcı. Şöyle:
“Bu operasyonda hedefin sadece Muharrem İnce olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Hedef aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan... Siyaset bu operasyonun kodlarını çözerse, bu kez ‘sarı öküz’ü vermez. Asıl önemli olan kimi götürecekleri değil, asıl önemli olan kimi getirecekleri. Planın hedefinde Cumhurbaşkanı Erdoğan yer alıyordu. Ama o Cumhurbaşkanlığını ortaya koyma pahasına kumpası püskürttü. Aynı basireti Kılıçdaroğlu gösteremedi. Böylece CHP karıştı. Oysa bu planın hedefinde 2023 öncesinde siyasetin dizayn edilmesi yatıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasette mıntıka temizliği başladı. Şimdiden Ekrem İmamoğlu’nun önüne kırmızı halılar seriliyor.”
Soru çok... Bu konu kapanır mı?

xx xx xx
“Saraydan kız kaçırma” diye bir oyun vardır. Bir de “Saraya giden CHP'li” oyunumuz oldu...
“Kumpas haber” Rahmi Turan'dan önce güvenilir usta gazeteci Uğur Dündar'a da gitmiş. Dündar kokuyu alıp geri çevirmiş. “50 yıllık tecrübemle bunun manipülatif, tuzak bir haber olduğunu hissettim. Bu haberin Muharrem İnce'yi karalamak için yapıldığını düşündüm.” diyen Dündar, 23 Kasım'da CNN Türk'te soruları yanıtlarken “Kumpas Muharrem İnce'ye yapıldı” diyerek özetle şöyle anlatmıştı:
“Bana böyle bir haber geldi. Aynen Rahmi Abi'nin anlattığı gibi. Ben bunu alınca şöyle düşündüm, bir defa bu haberin belgesi yok, belgesi olmayan bir haber yapmak gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmaz. Çünkü kaynağı ne kadar güvenilir olursa olsun o da yanıltılabilir. O kaynağa güvenmesi nedeniyle Rahmi Abi de yanılmış olabilir. Bu haberin yaratacağı şudur: Uğur Dündar CHP'yi dizayn mı ediyor? Muharrem İnce, 'Hayır gitmedim' dedi. Saray, 'Hayır' dedi. Çamur at izi kalsın mı olacak? Kimden geldiğini söyleyemem. Hiçbir gazeteci kaynağını deşifre etmez. Ben bu haberin Muharrem İnce'yi karalamak için yapıldığını düşündüm. Hiçbir CHP'linin Saray'dan icazet alacağına inanmıyorum. Muharrem İnce'yi bertaraf etmek için yapılmış olabilir. Kurultayda aday olacak herhangi bir kişi sarayın adamı olarak yaftalanmış olur.”
Uğur Dündar'ın bu sözlerinden sonra bunca tartışma niye?
Ah şu saraya giden CHP'li… Bulup bir güzel dövmeli, ama kabahatin çoğu CHP'de... Çıkarın şu çeteyi ve kaynağı ortaya... Bu arada dün Talat Atilla “İddiamın arkasındayım” dedi...
-----------------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: Ne yazık ki insanoğlunun doğayı tahrip hızı, doğanın kendini yenileme hızından daha fazla... - Muazzez İlmiye Çığ
ÇİVİ
650 milyar tl ciroya rağmen, Cengiz İnşaatı vergide sıra dışı bıraktıran muhasebecisine nobel matematik ödülü verileceği açıklandı.
Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

 

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin